Gezegenlerin Büyüklük Sıralaması ve Güneş’e Uzaklıkları

Eğer gezegenler hakkında merak ettikleriniz varsa iyi haber şu ki Güneş Sistemi’nde çok çeşitli gezegenler bulunmaktadır. Halkalı güzel Satürn’den gezegenlerin devi Jüpiter’e, kurşunu bile eritebilen yüzey sıcaklığına sahip Venüs’e kadar arayabileceğiniz her türden gezegeni Güneş Sistemimiz’de bulabilirsiniz. Bu bakımdan her gezegen, yapısı bakımından ve Güneş Sistemi’nin oluşumu hakkında söyleyecekleri açısından eşsizdir.

İlginç olan bir diğer husus ise gezegenlerin büyüklükleridir. İnsanlar Dünya’yı büyük bir gezegen olarak düşünedursun, gezegenimiz Güneş Sistemi’nin büyük gaz devlerinin yanında oldukça cüce kalmaktadır. Gezegenlerin büyüklük sıralaması ve Güneş’e olan uzaklıklarını belirlemeye geçmeden önce, Güneş Sistemimiz’in nasıl oluştuğu hakkındaki teorilere bakmakta fayda var. Çünkü gezegenlerin büyüklüklerinin ve Güneş’e uzaklıklarının, geçmişte nasıl oluştuklarına bağlı olduğu söylenebilir.

Güneş Sistemi’nin Kısa Bir Tarihi

4.5 milyar yıl önce Güneş Sistemi oluştuğu zaman insanlık ve hatta canlılık henüz yeryüzünde ortaya çıkmamıştı. Çünkü Dünya bugünkü gezegenimizden oldukça farklı, yaşama elverişli olmayan bir yerdi. Bu yüzden Güneş Sistemi’nin doğuşu hakkında bildiklerimiz birkaç kaynaktan gelmektedir: Dünya üzerindeki ve diğer gök cisimlerindeki kayaçları incelemek, evrendeki diğer güneş sistemlerinin oluşum haline bakmak ve Güneş Sistemimiz’e ilişkin bilgisayar simülasyonları gerçekleştirmek.

Günümüzde bilim insanları Güneş Sistemi’nin dönen bir gaz ve toz bulutundan oluştuğuna inanmaktadır. Bu teoriye göre gaz ve toz bulutunun merkezindeki kütleçekimi kuvveti, sonunda Güneş’i oluşturmak üzere çökmüştü. Ayrıca merkezdeki Güneş’in sahip olduğu enerji, daha hafif gaz parçacıklarını uzağa iterken toz gibi daha ağır, katı parçacıklar merkeze daha yakın kalmıştı.

Görsel: Güneş Sistemi’nin 4.5 milyar yıl önce oluşumunu tasvir eden bir çizim.

Milyonlarca yıl boyunca gaz ve toz parçacıkları, karşılıklı kütleçekimleri nedeniyle birbirine doğru çekildiler. Böylece birleşmeye ya da birbirleriyle çarpışmaya başladılar. Birleşmenin etkisiyle daha büyük madde yumruları oluştukça kütleçekimleri de büyüdü ve sonunda daha küçük parçacıkları kendilerine katarak yörüngelerini temizlediler.

İşte Güneş Sistemi’ndeki Dünya da dahil gezegenlerin oluşumu muhtemelen bu şekilde meydana geldi. Gaz parçacıklarının çoğu da sistemin dış kısımlarında kaldığından günümüzde Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün gibi gaz devi gezegenlerin neden Güneş Sistemi’nin dış bölgelerinde oluştuğu, bu teoriye göre açıklanabiliyor.

Gezegenlerin Büyüklük Sıralaması ve Güneş’e Olan Uzaklıkları

Aşağıda, çaplarının ne kadar büyük olduğuna bakılarak gezegenlerin büyüklük sıralaması verilmiştir. Daha anlaşılabilir olması açısından Dünya’nın çapıyla da karşılaştırılan gezegenlerin büyüklükleri, Dünya’nın büyüklüğüne kıyasla oransal olarak da ifade edilmiştir. (Dünya’nın çapı 12.742 kilometredir).

Görsel: Gezegenlerin büyüklükleri ve Güneş’e olan uzaklıkları(temsili).Her ne kadar Plüton artık cüce gezegen olarak sınıflandırılsa da 2006 yılına kadar bir gezegen olarak kabul ediliyordu.

1) Jüpiter

Jüpiter, 139.820 kilometrelik çapıyla Güneş Sistemimiz’in en büyük gezegenidir. Dünya’nın çapının %1120’sine karşılık gelir. Bir diğer ifadeyle Dünya’dan yaklaşık 11 kat daha büyüktür. Güneş’e olan uzaklığı ise ortalama 778.412.027 (778 milyon 412 bin 27) kilometre olarak ölçülmüştür.

Jüpiter, herhangi bir teleskopla bakıldığı zaman, dört büyük uydusuyla birlikte kolaylıkla gözlemlenebilir. Büyük kütleçekimi nedeniyle daha küçük gökcisimlerinin yörüngelerini etkilemesinden sorumlu olan Jüpiter, kuyrukluyıldızların ya da asteroidlerin yörüngelerini saptırarak, Güneş Sistemi’nin iç kısımlarına doğru yol almasına neden olur.

Kimi zaman da tam tersi bir etki yaratarak İç Güneş Sistemi’nin koruyucusu olur. Bu bakımdan Jüpiter, Dünya gibi karasal(iç) gezegenlerin uğradığı asteroid ve kuyrukluyıldız çarpmalarından sorumlu olabileceği gibi iç gezegenleri felaketten kurtaran bir koruyucu melek de olabilir.

2) Satürn

Satürn, Güneş Sistemimiz’in en büyük ikinci gezegeni olup 116.460 kilometrelik bir çapa sahiptir. Bu değer, Dünya’nın çapının %945’ine karşılık gelmektedir. Yani Satürn, Dünya’dan yaklaşık 9.5 kat daha büyüktür. Satürn’ün Güneş’e olan uzaklığı ise ortalama 1.433.530.000(1 milyar 433 milyon 530 bin) kilometredir.

Halkalı gezegen deyince ilk aklımıza gelen Satürn, ortalama bir teleskop ile bakıldığında kolaylıkla halkalarıyla birlikte görülebilir. Ayrıca Güneş Sistemi’nin en çok uyduya sahip gezegeni olarak günümüzde bilinmektedir. Uydularının arasından özellikle Titan, sahip olduğu atmosferi ve buz katmanıyla kaplı yüzeyinin altında muhtemel bir okyanusun varlığıyla oldukça dikkat çekmektedir. Bilim insanlarının dünya-dışı yaşam arayışlarında Titan, öncelikli hedefler arasında bir gök cismidir.

Görsel: Jüpiter ve Satürn’ün bir teleskop görüntüsü.

3) Uranüs

Neptün’ün ikizi olarak da bilinen Uranüs, 50.724 kilometrelik çapıyla Güneş Sistemi’nin en büyük üçüncü gezegeni konumundadır. Dünya ile kıyas açısından Uranüs’ün çapı, Dünya’nın çapının %400’üne karşılık gelir. Uranüs böylece Dünya’dan 4 kat büyüktür diyebiliriz. Uranüs’ün Güneş’ten uzaklığı ise yaklaşık 2.842.400.000( 2 milyar 842 milyon 400 bin) kilometredir.

Tarihte teleskop ile keşfedilen ilk gezegen olan Uranüs, Dünya’dan çıplak gözle görebileceğimiz en uzak gezegendir. Ancak diğer iç gezegenlerin aksine Uranüs’ü görmek o kadar da kolay değildir. Çünkü uzaklığı itibariyle insan gözünün görme sınırında bulunmaktadır. Uranüs’ün tarihte gözlemlenmesine ilişkin detayları ve nasıl keşfedildiğini merak ediyorsanız bu yazımızı okuyabilirsiniz.

4) Neptün

Plüton’un 2006 yılında gezegen statüsünden çıkarılmasından sonra günümüzde en uzak gezegen olarak bilinen Neptün, boyut olarak Uranüs’ten biraz daha küçüktür. 49.244 kilometrelik çapıyla Güneş Sistemi’nin en büyük 4.gezegenidir. Dünya’nın çapına oranlarsak Neptün, Dünya’nın boyutunun %388’i kadardır. Bu da demek oluyor ki Neptün, Dünya’dan 3.8 kat daha büyüktür. Güneş’e olan uzaklığı ise 4.530.000.000 (4 milyar 530 milyon kilometre) olarak bilinmektedir.

Tıpkı Uranüs gibi Neptün de teleskopla keşfedilmiştir. Ancak Neptün’ün keşfi Uranüs’ten daha sonra gerçekleşmişti. Çünkü Neptün, daha uzakta bir gezegen olduğundan, insanlar tarafından gezegen olduğunun anlaşılması için uzunca bir süre geçmesi gerekiyordu. Neptün’ü bir teleskop yardımı olmadan çıplak gözle görmek ise imkansızdır. Neptün’ün keşfedilme hikayesini buradan okuyabilirsiniz.

Görsel: Uranüs ve Neptün’ün yarıçaplarının bir karşılaştırması. Soldaki Uranüs, sağdaki ise Neptün. Görüldüğü üzere Uranüs, Neptün’den biraz daha büyük bir gezegendir.

5- Dünya

Gezegenimiz Dünya, Güneş Sistemi’nin en büyük beşinci gezegeni, karasal gezegenler olan Merkür, Venüs ve Mars arasında da en büyük gezegendir. 12.742 kilometrelik çapa sahip olan Dünya, Venüs’ten biraz daha büyüktür. Dünya’nın Güneş’e olan uzaklığı ise ortalama 149.000.000 kilometredir.

6 – Venüs

Karasal gezegenlerden biri olan Venüs, 12.104 kilometrelik çapıyla Güneş Sistemi’nin en büyük altıncı, karasal gezegenlerin en büyük ikinci gezegenidir. Büyüklük açısından genellikle Dünya’nın ikizi olarak adlandırılan Venüs, Dünya’nın boyutunun %95’i kadardır. Venüs ile Güneş arasındaki mesafe ortalama 108.939.000 kilometredir.

Venüs, Dünya’ya yakınlığı ve atmosferindeki bulutların ışığı yansıtıcı etkisi nedeniyle gökyüzünde en parlak gezegen olarak gözükür. Ayrıca gökyüzünün Güneş ve Ay’dan sonra en parlak üçüncü gök cismidir.

Bir zamanlar Venüs’ün tıpkı Dünya gibi yaşanabilir bir gezegen olduğuna inanılıyordu. Ancak 1960’lı yıllarda gezegene insansız uzay araçlarıyla gerçekleştirilen incelemelerden sonra Venüs’ün tam bir cehennem olduğu ortaya çıktı. Öyle ki atmosferindeki yoğun karbondioksit bulutları, aşırı sera etkisine sebep olarak gezegenin sıcaklığının +450 gibi aşırı değerlere çıkmasına sebep olmaktadır. Ayrıca bu bulutlar muazzam bir basınca sebep olduğu için Venüs yüzeyinde hissedilen basınç, Dünya’daki okyanusların bir kilometre derinliğinde hissedilen basınca eş değerdir.

Görsel: Venüs’ün yüzeyinden bir görüntü.

7 – Mars

Güneş Sistemi’nin en büyük yedinci gezegeni olarak bilinen Mars ise karasal gezegenler arasında Güneş’e en uzak olan gezegendir. 6780 kilometrelik çapıyla Dünya’nın ancak %53’ü kadar büyük olup, Dünya’nın boyutunun sadece yarısına sahiptir diyebiliriz. Güneş’ten ortalama 227.939.200 kilometre uzaktadır.

Yüzeyindeki toprağın kırmızımsı oluşundan dolayı “Kızıl Gezegen” olarak da bilinen Mars, gökyüzünde diğer gezegenlerden farklı olan kırmızı ışığıyla, tarih boyunca gözlemciler tarafından Savaş Tanrısı olarak da adlandırılmıştır.

Özellikle teleskobun icadından ve geliştirilmesinden sonra Mars’a yönelik yapılan gözlemler çok artmıştı. Çünkü Mars gezegeninde birtakım canlıların yaşayabileceğine inanılıyordu. Özellikle 1800’lü yıllarda Mars’ın yüzeyinde görüldüğü söylenen “kanallar”, tıpkı insanlar gibi bazı zeki varlıkların yaptığı yapılar olarak görülüyordu. Ancak sonradan Mars’ta kanalların olduğu iddiasının, teleskoptaki görüntü kusurlarından kaynaklandığı ortaya çıkacaktı.

Günümüzde Mars, üzerinde yaşam olmadığı kabul edilen bir gezegendir. Ancak bazı yüzey özellikleri ve dolaylı kanıtlar, geçmişte Mars’ın yüzeyinde sıvı suyun aktığını ve buna bağlı olarak da delta, nehir gibi oluşumların meydana geldiğine işaret etmektedir. Eğer gerçekten böyle ise bir zamanlar Mars’ta da tıpkı Dünya’daki gibi yaşam başlamış olabilirdi. Bilim insanları bu olasılığı araştırmak üzere geçmişte Mars’a çeşitli insansız uzay araçları gönderdi ve önümüzdeki yıllarda da gezegene gönderilecek uzay uçuşları halihazırda planlanmaktadır.

Görsel: Karasal gezegenlerin büyüklüklerinin kıyaslaması. Sağdaki Dünya, soldaki Venüs, yukarıdaki Merkür ve ağıdaki de Mars.

8 – Merkür

Güneş Sistemimiz’in en küçük gezegeni Merkür‘dür. 2.440 kilometrelik çapıyla Jüpiter’in Ganymede uydusundan bile küçük olan Merkür, Dünya’nın büyüklüğünün yalnızca %38’ine denk gelir. Bu kadar küçük olmasına rağmen Merkür, Dünya’nın ardından Güneş Sistemi’nin en yoğun ikinci gezegeni olarak bilinmektedir. Güneş’e olan mesafesi günberi ve günöte konumlarındayken oldukça değişmekle birlikte Merkür’ün, Güneş’ten ortalama uzaklığı 57.909.050 kilometre olarak ölçülmüştür.

Güneş’e en yakın gezegen olarak bilinen Merkür, bu yakınlığa bağlı olarak Güneş’in parıltısı içinde kalır. Bu yüzden Dünya’dan Merkür’ü gözlemlemek birazcık zor olsa da doğru zamanda doğru yere bakarsanız, çıplak gözle Merkür’ü görebilirsiniz. Güneş’e yakın oluşu nedeniyle Dünya’nın yörüngesinin içinde kalan Merkür, kimi zaman gün doğarken kimi zaman da gün batarken gözlemlenebilir. Tarih boyunca insanlar bu yüzden Merkür’ü iki ayrı cisim sanmıştı.

Merkür, bazı özellikleri açısından ilginç bir gezegen olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin bir Merkür günü, bir Merkür yılından daha uzun sürmektedir. Bu fenomen, Merkür’ün sahip olduğu yörünge rezonansı ve Güneş’e gel-git kilidiyle “bağlı” olması nedeniyledir. Bu olay tıpkı Ay’ın Dünya’ya hep aynı yüzünü göstermesine benzemektedir. Ancak Merkür’ün kendi ekseni etrafındaki dönüş süresi(58 gün) ile Güneş etrafındaki dönüş süresi(88 gün) aynı olmadığından, Merkür’de bir gün ve bir yıl kavramları oldukça karışık bir hale gelmiştir.

Kaynaklar:

1- Universe Today, “The Planets In Our Solar System in Order of Size” (Erişim Tarihi: 22.06.2021)

Bir Yorum Yaz