Nicolaus Copernicus Kimdir? Nikolas Kopernik Hayatı

Nicolaus Copernicus (Nikolas Kopernik) 19 Şubat 1473’te Polonya’nın kuzeyindeki Torun şehrinde dünyaya gelmiştir. Doğduğu vakit ailesi aslında ismini Mikolaj Copernicus olarak koymuştu. Fakat sonradan üniversite yıllarında Latince versiyonu olan Nicolaus Copernicus ismini kullanmayı tercih etmiştir.

Copernicus zengin bir ailenin içine doğmuştur. Varlıklı bir bakır satıcısı olan babasının ismini, Mikolaj Kopernik adını almıştır. Annesi Barbara Watzenrode de zengin, üst sınıf bir tüccar ailesinden geliyordu. Nicolaus(Mikolaj) ailenin dört çocuğunun en küçüğüydü.

10 yaşına geldiği zaman babası vefat etmişti. Copernicusu’un asilzade olan amcası Lucas Watzenrode, artık onun koruyucusu olmuştu. 1491 yılında 18 yaşında, astronomi, felsefe ve diğer bilimleri okuduğu Krakow Üniversitesi’ne kaydoldu. Üniversitede son yılında Copernicus, matematik ve astronomi üzerine kendi gözlemlerini yazıya geçirdi.

Nicolaus Copernicus İtalya’da

Üniversitedeki dört yılından sonra Nicolaus Copernicus mezun olmamıştı. Amcası onu Bologna, İtalya’ya kilise hukuku okumak üzere göndermek istiyordu. Warmia’nın prens papazı olan amcası, Copernicus’in Warmia’da bir kilise heyeti üyesi olmak üzere döneceğini umarak onu İtalya’ya kilise hukuku okumaya göndermeyi tercih etti. Heyet üyeliği, hayatını idame ettirecek kadar maaş vaat eden iyi bir meslekti aslında.

Hukuk doktorası almak için okuduğu sıralarda Copernicus, astronomi üzerine daha fazla zaman harcıyordu. Görsel: Famous Scientists

Polonyalı Copernicus’in, İtalya’da Katolik Kilisesi hukuku ve yasalarını çalışarak orada 3 yıl kalması gerekiyordu. Önce, Warmia’da bir kilise üyesi olduğu zaman çalışmalarına yardım edecek hukuk doktorasını alma niyetindeydi.

Amcası, eğer yeğeni zamanını astronomi ve matematik çalışarak ve Antik Yunanca öğrenerek harcadığını bilseydi bu durumdan hiç memnun kalmayabilirdi. Antik Yunanca öğrenmek istemesinin sebebi ise anlamayı istediği astronomi eserlerinin çoğu sadece Antik Yunanca diliyle yazılmıştı.

İtalya’da bulunduğu zamanlarda Nicolaus Copernicus, Warmia’da Katolik Kilisesi’nin maaşlı bir üyesi olmuştu. Bu, İtalya’da olduğu gerçeğine rağmen gerçekleşmişti. Hatırlarsanız amcası Warmia’nın Papazı idi ve yeğeninin menfaatini gözetmek için elinden geleni yapıyordu.

1501 yılında, Copernicus 28 yaşındayken Warmia’ya geri geldi ve İtalya’ya geri dönmek için acilen izin istedi.

Copernicus İtalya’yı Tekrar Ziyaret Ediyor

Nicolaus Copernicus, amcasına İtalya’da tıp eğitimi alabileceğini ve hukuk doktorasını tamamlayabileceğini söylemişti. Tıp eğitimi alması ise Warmia’da onun yararına olabilirdi. İtalya’da kalmak istemesinin sebebi de belki de İtalya’nın üzerindeki gökyüzünün Warmia’daki gökyüzünden daha açık olmasıydı. Bu da demek oluyor ki gökyüzünü izlemek için İtalya’nın havası daha müsaitti. İtalya’nın Padua şehrine geldiği zaman, en ilgili olduğu alanları çalışmaya devam etmişti: Astronomi ve matematik.

Dünya Merkezli Astronomideki Hatalar Fark Ediliyor

Bologna şehrine geldikten sonra Kopernik, deneyimli İtalyan astronom Domenico Maria Novara ile arkadaş olmuştu. Birlikte saatler boyunca gece gökyüzü gözlemleri gerçekleştirdiler. Şunu hatırlatmakta fayda var ki o zamanlarda astronomlar çıplak gözle gözlem yapıyordu. Kopernik’in ölümünden 20 yıl sonra dünyaya gelen Galileo Galilei ise gökyüzüne teleskop ile bakan ilk insan olmuştur. (Galileo Galilei’nin hayatı hakkında şu yazımızı ya da teleskop ile yaptığı gözlemler hakkındaki şu yazımızı okuyabilirsiniz.)

Copernicus’un koleksiyonundaki kitaplardan biri Johannes Regimontanus‘un Summary of Ptolemy’s Almagest’i idi. Yunanca yazılmış olan Ptolemaios ya da diğer bilinen adıyla Batlamyus’un Almagest’i 1300 yıldan uzun bir süre boyunca astronomi alanındaki en kapsamlı eserdi. Almagest’in kopyaları Arap dünyasından Avrupa’ya aktarılmıştır. Johannes Regiomontanus gibi astronomlar, Yunanca’dan Arapça’ya ve sonra Arapçadan’da Latince’ye çeviriler yapıldığı zaman belirli hatalar fark etmişti.

Görsel : Batlamyus’un 1500’li yıllara kadar en kapsamlı astronomi kitabı kabul edilen Almagest isimli çalışmasından bir kesit. Görsel: Wikipedia

Örneğin Batlamyus’un çalışması, her bir aylık sürede Ay’ın Dünya’dan mesafesinin iki kat değişmesi gerektiğini belirtiyordu. Bu da her ay, Ay’ın görünür büyüklüğünde iki katlık bir değişimin olacağı anlamına gelir. Fakat tarih boyunca kimse bunun olduğunu görmemiştir. Böylece bir şeyler yanlış olmalıydı: Regiomontanus buna sebep olarak çevirmenlerin hatalar yapmış olduğunu düşündü.

Regiomontanus, Batlamyus’un çalışmasının kopyalarını orijinal Yunanca olarak aldı ve onları doğrudan Latince’ye çevirdi. Gerçek ise Batlamyus’un orijinal çalışmasında hataların mevcut olduğu ortaya çıktı. Şimdi ise Nicolaus Copernicus;

  • Batlamyus’un hatalar yapmış olduğunu gösteren Regiomontanus’un eserlerini okumuştu.
  • Yine Batlamyus’un hata yapmış olduğunu kendisine söyleyen Domenico Maria Novara ile gökyüzünü gözlemlemiş ve tartışmıştı.
  • Alessandro Achillini gibi Batlamyus’un çalışması üzerine şüphe düşüren bir kitap yazmış olan diğer İtalyan akademisyenlerin fikirlerini duyma fırsatına sahip oldu.

Buna göre eğer Batlamyus Ay’ın yörüngesi kadar temel bir konuda bile yanılgıya düştüyse o zaman diğer konular hakkında da muhakkak yanlışları olmalıydı. Örneğin Batlamyus, Dünya’nın evrenin merkezinde olduğunu söylemişti – geocentric ya da Dünya Merkezli Evren Modeli-. Bu doktrin de yanlış olabilir miydi?

Copernicus’un düşüncesine göre Batlamyus’un çalışması kesinlikle astronomideki son söz değildi. Belki bir gün evren hakkında kendi söyleyeceği şeyler olacaktı.

Görsel: Copernicus modelinden önce yüzyıllar boyunca kabul edilen Batlamyus’un evren modelinin basit bir tasviri. Evrenin merkezinde Dünya bulunur ve diğer tüm gök cisimleri Dünya’nın etrafında döner.

Nicolaus Copernicus ve Güneş Merkezli Evren Modeli

1503 yılında Warmia’da iken, Nicolaus Copernicus fırsat buldukça astronomi üzerine çalışıyordu. Fakat çoğu zaman diğer görevleri ile meşguldü. Buna rağmen 1514 yılına geldiğimizde, gökyüzü ile ilgili yeteri kadar gözlem yapmıştı ve güvendiği insanlara “Commentariolus” ya da The Little Commentary isimli birkaç sayfadan oluşan gözlemlerini derlediği çalışmasını göndermeyi düşünüyordu.

Nicolaus Copernicus bu el yazması eserinde yeni evren görüşünü ortaya koydu. İnsanların geocentric yani Dünya merkezli evren görüşünden heliocentric yani Güneş Merkezli Evren Modeli‘ne geçmesi gerektiğini düşünüyordu. Teorisinin temel başlangıç noktaları olarak şunları görmekteydi:

  • Dünya evrenin merkezi değildir.
  • Evrenin merkezi Güneş’in bulunduğu bölgedir.
  • Dünya-Güneş mesafesi, yıldızlara olan mesafeye kıyasla önemsiz derecede küçüktür.
  • Yıldızların günlük doğudan batıya doğru hareket ediyor olması, Dünya’nın kendi ekseni etrafındaki dönüşünden kaynaklanır.
  • Güneş’in hareketinin yıllık görünür değişimi de Dünya’nın Güneş etrafındaki dönüşü nedeniyle meydana gelir.
  • Gezegenlerin yapıyor gözüktüğü retrograde hareketine sebep olan şey, bizim onları hareket eden bir konumdan, yani Güneş etrafında dönen bir Dünya’dan gözlemlememizdir.

Bu temel önermelerle birlikte Nicolaus Copernicus, Dünya’yı evrenin merkezindeki özel, ayrıcalıklı bir pozisyondan önemsiz, Güneş etrafında dönen sıradan bir gezegene dönüştürmüştü. Bu önerme potansiyel olarak tehlikeliydi. Çünkü Kilise’nin doktrinine tamamen aykırı şeyler içeriyordu. Kilise’ye göre, kendi öğretilerine karşı gelmek kafirlik olarak nitelendiriliyordu ve bunun cezası ise ölümdü. Doğal olarak Nicolaus Copernicus, 1514 yılında yeni evren teorisini sadece güvendiği bir avuç arkadaşına sunmuştu.

Nicolaus Copernicus’un Astronomiye Katkıları

1532 yılında Nicolaus Copernicus gözlemlerin hepsini yapmıştı ve Dünya’nın evrendeki yerini belirlemek için ihtiyaç duyduğu matematiğin tamamını uygulamıştı. Öte yandan çığır açan De revolutionibus orbium coelestium ya da Türkçesiyle Göksel Kürelerin Devinimi isimli kitabının ilk bölümünü henüz yazmıştı. Gerçi yazdığı kitabı yayınlamadı. Çünkü karşılaşacağı muhtemel tepkiler hakkında endişeliydi.

Kitabını sadece yakın arkadaşlarına gösterdi. Sonrasında ise Copernicus’un “dünya ve diğer gezegenlerin Güneş etrafında döndüğü” şeklinde bir teoriye sahip olduğu halk arasında dilden dile dolaşmaya başlamıştı. Papa da bunu duyanlar arasındaydı. Fakat bu aşamada insanlar teori hakkında daha fazla şey duymak istiyordu.

Görsel: Nicolaus Copernicus tarafından yazılan De Revolutionibus Orbium Coelestium kitabından bir alıntı. Kitapta Güneş’in merkezde olduğu ve gezegenlerin onun etrafında döndüğünü tasvir eden bir sayfadan alıntı gözüküyor.

1539 yılı itibariyle yedi yıl daha geçmişti ve Nicolaus Copernicus hala kitabını yayınlamamıştı. Lakin Alman matematikçi Georg Joachim Rheticus’un Kopernik’den her şeyi öğrenmek amacıyla yanına gelmesi üzerine bu durum değişmek üzereydi. Rheticus, Nicolaus Copernicus ile iki yıl boyunca çalıştı. De Revolutionibus Orbium Coelestium‘ı okudu ve kitap hakkında inanılmaz bir heyecana kapıldı. Hatta Kopernik’in kitabını yayınlamasının, onun bu dünyaya borcu olduğunu bile düşünmüştü.

Rheticus ayrıca O’na matematik hakkında yeni kitaplar getirerek, Kopernik’in gök cisimlerinin hareketlerine ilişkin nihai hesaplamalarına yardım etmesini sağlamıştı. O esnada Nicolaus Copernicus, Rheticus’un Narratio prima isimli, Kopernik’in Güneş merkezli teorisinin temel bir özetini verdiği bir kitabı yayınlamasını sağladı. Öte yandan Copernicus, Almanca basılmak üzere Rheticus’a kendi kitabının bir el yazmasını vermiş oldu.

Nicolaus Copernicus’un Eserine Gelen Tepkiler

Kitabı okuyup özüne vakıf olan astronomlar arasındaki genel kanı, bu kitabın 1300 yıl boyunca astronomi üzerine yazılmış en iyi kitap ve Batlamyus’un Almagest’i ile kıyaslanabilir olduğu şeklindeydi. Tekrar etmekte fayda var ki Nicolaus Copernicus, kitabının halka açık olarak yayınlanmasına izin vermemiştir. Daha ziyade çevresinde güvendiği astronom olan bazı meslektaşlarına okuması için göndermiştir. Kitabın ise astronomlar tarafından çok övgüye değer olarak düşünüldüğünü söyleyebiliriz.

Gezegenlerin dairesel yörüngelerde Güneş’in etrafında döndüğü Kopernikçi evren modeli, Batlamyus’un yer merkezli teorisinin sebep olduğu birçok problemi ortadan kaldırıyordu. Özellikle Nicolaus Copernicus, equant terimini yani Batlamyus’un yer merkezli teorisinin mihenk taşı olan matematiksel terimine olan ihtiyacı artık ortadan kaldırmıştı.

Görsel: Solda Batlamyus’un Dünya merkezli evren modelini, sağ tarafta ise Nicolaus Copernicus tarafından ortaya konan Güneş merkezli evren modelinin bir tasvirini görüyorsunuz.

Bugün ayrıca şunu görüyoruz ki Kopernik’in evrene olan yaklaşımı, O’nun Güneş Sistemi gezegenlerinin doğru sıralamasını veren ilk kişi olmasını sağlamıştır. Örneğin Batlamyus yukarıdaki görselde de görüleceği üzere Dünya’yı Merkür’e, Venüs’ten daha yakın yerleştirmişti.

Fakat ne yazık ki Güneş merkezli model de gezegenlerin hareketlerinin kusursuz bir tanımlamasını vermiyordu. Nicolaus Copernicus, gezegenlerin Güneş etrafında yörüngede döndüğü konusunda haklı olsa da dairesel yörüngelere sahip olduğunu söyleyerek yanlış bir önermede bulunmuştur. Bu önerme de tıpkı Batlamyus’un sistemindeki gibi birtakım garip matematiksel formüllerin eklenmesini gerektirmişti.

Böylece astronomlar Kopernik’in modelinin faydalı buldukları yerlerini kullandı. Fakat eskiden beri gelen Dünya merkezli evren görüşlerini terk etmeye yönelik bir eğilim göstermediklerini söyleyebiliriz. Ancak gün geçtikçe Güneş merkezli teorinin kabulü hızla yayılmaya başladı. Özellikle de bilimsel devrimin öncülerinden olan Galileo Galilei ve Johannes Kepler‘in yardımlarıyla.

Johannes Kepler, Güneş merkezli Copernicus modelini kabul etse de gezegenlerin dairesel yörüngelerde dönmediğini, yörüngelerinin eliptik olduğunu söylemiştir. ( Bu konu hakkındaki Kepler Yasalarını buraya tıklayarak okuyabilirsiniz.)

Ender bir şekilde Nicolaus Copernicus görüşlerine karşı ihtilaf Katolik ve Protestan kilise liderleri bir araya gelmişti. Gerçi zamanla Protestanların tepkisi azalsa da Katoliklerin Güneş merkezli teoriye karşı sert tutumu artmaya devam etti.

Kopernik’in Güneş merkezli teorisinin doğruluğuna ilişkin destekler artmaya devam ederken Katolik Kilisesi, bunu kendi üstünlüğüne karşı bir tehdit görerek Güneş merkezli teoriye her türlü desteğin kafirlik alameti sayılacağını ilan etti. Böylece 1616 yılında Kilise, Kopernik’in kitabını tamamen yasaklamış oldu.

1620 yılında ise yasakladığı kitabı kendi öğretilerine göre düzenleyerek onaylayan Kilise, Kopernik’in dönen bir Dünya ve merkezde Güneş’in olduğu görüşünü kitaptan tamamen kaldırdı ya da değiştirdi. Yapılan düzenlemelere rağmen kitap, Katolik Kilise doktrinin hakim olduğu ülkelerde henüz yayınlanmamıştı.

Şunu söyleyebiliriz ki yine de bilim camiasında Nicolaus Copernicus için verilen destekler büyümeye devam etti. Kopernik’in fikirleri, muhaliflerinin görüşleri karşısında zafer kazanma yolunda emin adımlarla ilerliyordu. Bu evren görüşü, kanıta ve gözleme dayalı, doğanın dilini yani matematiği kullanarak gerçeği arayanlara bir rehber niteliğinde olmuştur.

Copernicus’un Ölümü

Nicolaus Copernicus, 24 Mayıs 1543 yılında felç sebebiyle hayatını kaybetmiştir. Hayatı boyunca hiç evlenmemiş, çocuk sahibi olmamıştı. O, hayatını bilime, dine ve devletine adamıştı. Kitabı ise ölümünden sonra geniş çaplı olarak Avrupa’da basılmaya başlamıştır.

Nicolaus Copernicus, her ne kadar Güneş’in merkezde olduğu bir evren modelini tam anlamıyla kanıtlayamasa da bilimin ve matematiğin ona gösterdiği yolun doğruluğundan hiçbir şüphesi yoktu.

Leave a Reply