Batlamyus (Ptolemaios) Kimdir? Astronomiye Katkıları

Batlamyus ya da bilinen diğer ismiyle Ptolemaios, Milattan sonra yaklaşık 100 yılında bugünkü Mısır topraklarında doğup, Akdeniz’e kıyısı olan İskenderiye şehrinde yaşamıştır. İskenderiye şehrini ilk olarak Antik Yunanlar inşa etmiştir. Fakat sonradan Romalılar, şehri fethetmişti. Batlamyus’un ilk ismi olan Claudius, Roma kökenli bir isimdir ve bu sebepten dolayı da Claudius Ptolemaios bir Roma vatandaşıydı.

Ancak Ptolemaios ismi-ya da Ptolemy– bir Yunan ismidir ve Ptolemaios, eserlerini de doğal olarak Yunan dilinde yazmıştır. Batı’da ismi Ptolemaios olarak bilinse de bizim literatürümüze Batlamyus şeklinde geçmiştir.

Batlamyus’un muhtemelen Yunan Ptolemy Kraliyet Hanedanlığı ile bir kan bağı vardı ancak bu ilişkiyi destekleyecek doğrudan bir kanıta sahip değiliz. Ptolemy Hanedanlığı’nı yıkan devlet ise Milattan önce 30 yılında yine Romalılar idi.

Batlamyus : Çok Yönlü Bir Bilim İnsanı

Batlamyus bir matematikçi, astronom ve aynı zamanda bir coğrafyacıydı. Orta çağdaki astronomi ve coğrafya alanları ile ilgili bilgi birikiminin çoğu Batlamyus’un fikirlerine dayanıyor ya da o fikirler üzerine inşa edilmiş vaziyetteydi. Örneğin Geography isimli eserinde yayınladığı dünya haritası, enlem ve boylam çizgilerinin kullanıldığı bilinen ilk eserdir. Küresel koordinat sistemi fikri o dönemlerde oldukça etkili bir sistemdi. Biz de günümüzde benzer bir koordinat sistemini kullanıyoruz.

Ancak daha sonra da bahsedeceğimiz gibi Batlamyus, 14 yüzyıl boyunca hakim görüş olan Dünya Merkezli Evren Modeli‘ni ortaya atacaktır. Bu sistem, Almagest isimli büyük eserinde, gezegenlerin ve yıldızların hareketini de kapsayan modellerle birlikte oldukça detaylı olarak işlenmiştir.

Galileo Galilei ve Isaac Newton gibi bilim insanlarının bin yıl sonra yerine daha iyi, gözlemsel olarak daha geçerli Güneş Merkezli Evren Modeli‘ni ortaya atmasıyla ve kanıtlamasıyla Dünya merkezli modeli geçersiz kılacaklarını da söylemeden geçmeyelim.(Bu konuda biraz daha detaylı bilgi almak için bakınız: Galileo teleskobuyla Yer merkezli görüşü nasıl çürüttü?)

Batlamyus ve Büyük Eseri Almagest

Batlamyus’un en ünlü çalışması Almagest isimli eseridir. Almagest genel muhtevası itibarıyla bir astronomi kitabı olup kapsamlı yıldız kataloglarını içerir. Kitabın ismi olan Almagest, Arapça kökenli bir isimdir ve el-Mecisti(Büyük Derleme) adından gelir. Bu eser daha sonrasında Megale Syntaxis(Büyük Sentez) olarak Batı dünyasında anılmaya devam etmiştir.

Almagest, Batlamyus’un tutkulu ve önemli bir çalışmasıydı. Kitap, öğrencilerine Dünya üzerindeki herhangi bir yerde ve zamanda herhangi bir gökcisminin konumunu nasıl tahmin edeceklerini, Batlamyus’un gezegen hareketlerine ilişkin matematiksel modellerini kullanarak öğretiyordu. Batlamyus, gezegen modellerini veri tabletleri formunda sunmuştur. Bu tabletler kullanmayı bilen herhangi bir gözlemci, gök cisimlerinin tutulma olaylarını da tahmin edebiliyordu.

Almagest’i meydana getirmek için Batlamyus, Milattan önce 747 yılında Babiller tarafından derlenen verilerle başlayıp yüzyıllarca süren gökyüzü gözlemlerini bir araya getirmiştir. Kendi modelini yaratmak için veriyi yorumlamak ve analiz etmek üzere zamanının en ileri seviye matematiğini kullandığını söyleyebiliriz.

Batlamyus’un Evren Modeli

Almagest, evrenin prensiplerini tanımlayan Batlamyus’un sözleriyle başlıyor. Batlamyus, ilkeleri şu şekilde belirliyor:

  • Din ve Aristoteles fiziği bir varsayımdır.
  • Gökyüzü bir küre gibi hareket eder.
  • Dünya ve gök cisimleri birer küredir.
  • Dünya evrenin merkezindedir.
  • Dünya merkezdeki konumundan hareket etmez.
  • Dünya’nın boyu evrene kıyasla önemsizdir ve matematiksel olarak Dünya, herhangi bir hacme sahip olmayan bir nokta olarak düşünülebilir.
  • Dünyanın günde bir kere tam bir daire etrafında döndüğüne ilişkin görüşte haklılık payı vardır. Fakat gezegenimiz bu durumda çok hızlı dönmek zorunda kalır ve dönmenin yarattığı etki hissedilir olurdu. Bu yüzden Dünya sabittir ve dönen şey gökyüzüdür.
  • Gökyüzünde(evrende) iki çeşit hareket vardır: Düzgün hareket eden yıldızlar ve daha karmaşık bir biçimde dönen Güneş, Ay ve gezegenler.
  • Evrende “yukarı” ve “aşağı” yönleri yoktur. Yukarı dediğimiz şey, Dünya’nın küresel yüzeyinde durduğumuz yere bağlıdır.

Batlamyus’un Evren Görüşü

Batlamyus’un zamanında elektronik hesap makinelerinin icat edilmesine daha iki bin yıl vardı. Astronomların hesaplamalarında yardımcı olmak için Batlamyus büyük bir kiriş tablet hazırlamıştı. Kirişler normalde trigonometrik hesaplar için kullanılır. Batlamyus, kiriş tabletlerini muhtemelen kendinden önce yaşamış Yunan bir dehadan almıştı: Hipparkos.

Batlamyus gök cisimlerini kapsayan, iç içe kürelerden oluşan bir evren öne sürdü. Yanlış bir şekilde Dünya’yı evrenin merkezine yerleştirmiş ve yine yanlış olarak Merkür’ü Dünya’ya en yakın gezegen olarak göstermiştir. Fakat yıldızları Dünya’dan bilinen en uzak gök cisimleri olarak göstermesi doğru bir anlayıştır.

Görsel: Batlamyus ve onun Evren Modeli. Gezegenlerin retrograde hareketini açıklamak için öne sürdüğü epicycle kavramını tasvir eden daireler gezegenlerin etrafında gösterilmiştir.

Almagest’in yıldız kataloğunda Batlamyus 1000’den fazla yıldızın koordinatlarını ve parlaklığını verir ve onları 48 tane takımyıldızı içine yerleştirmiştir. Günümüzde bilim insanları, Batlamyus’un yıldız kataloglarının çoğunu, Hipparchus’un derlemiş olduğu önceki bir çalışmasından aldığını düşünüyor.

Batlamyus ve Gezegenler

Her ne kadar yıldızlar öngörülebilir bir biçimde hareket ediyor görünse de gece gökyüzünde gezegenlerin hareket yönünü önceden tahmin etmek zordu. “Gezegen” kelimesi de bize, aslen Yunanca olan aster planetes yani “gezgin yıldız” sözcüğünden gelir.

Alttaki görselde Mars’ın, sabit yıldızların bulunduğu arka plana karşı yaklaşık 8 aylık bir süre boyunca Dünya’dan görülen rotasını görüyorsunuz. Bilindiği üzere Mars gerçekte yönünü değiştirip geriye gitmez.

Görsel : Dünya’dan belli bir süre zarfında gözlem yapılınca Mars’ın gökyüzünde retrograde hareketi sergilediği görülüyor. Aslında retrograde hareketine sebep olan şey Mars’ın ve Dünya’nın yörünge hızlarındaki farklılıktan kaynaklanan bir görünümdür. Görsel: Famous Scientists

Mars’ın (ve diğer gezegenlerin) gökyüzünde bu hareketi sergilediğini görüyoruz çünkü Dünya ve Mars( tabii ki diğer gezegenler de) Güneş etrafında farklı yörüngelerde dolanıyor. Böylece herhangi iki gezegenin birbirlerine göreli hızları ve konumları değişiyor. Gezegenimiz, Mars’a “tur bindirdiği” zaman Mars, gece göğünde geriye doğru gidiyor gözükür. Gezegenlerin yapıyor gözüktüğü bu duruma “retrograde” hareketi diyoruz.

Eğer Güneş Sistemi’nin dışına çıkıp dönüp geriye baksaydık resim çok daha basit görünürdü. Gezegenlerin Güneş etrafında eliptik yörüngelerde dolandığını görürdük.

Gezegenlerin parlaklığının zaman zaman artıp azaldığı, gece gökyüzünü düzenli izleyen herkes tarafından bilinir. Ancak Yunanlar evrende mümkün olan tek hareketin dairesel olduğu konusunda ısrarcıydılar. Ne yazık ki Dünya’nın merkezde olduğu yuvarlak yörüngeler, gezegenlerin Dünya’ya olan mesafesinin değişmesine olanak sağlamıyordu.

Pergeli Apollonius bu problem hakkında kafa yormuş ve “eksentrik, deferent ve epicycle kavramlarını öne sürmüştü. Hipparchus ise Apollonius’un fikirlerini uygulayarak Güneş’in ve Ay’ın hareketlerini kayda değer ölçüde modellemeyi başardı.

Eksentrik (Dış Merkezli)

Hipparchus’un gezegen hareketlerini açıklamak için ortaya attığı ilk fikir bir gök cisminin yörüngesinin merkezini, Dünya’nın merkezinden biraz kaydırarak yerleştirmekti. Bu hayali noktaya “eksentrik” ya da dış merkez denir.

Görsel : Ortadaki hayali noktanın eksentrik olarak belirtildiğini görüyoruz.

Bu kavramın modeldeki yeri, gök cismi yörüngesinde ilerledikçe Dünya’ya olan mesafesinin değişmesine neden olur-bazen daha yakın bazen de daha uzak-. Dahası, Dünya’dan bakan gözlemciler için diğer gezegenin Dünya’ya olan mesafesi sürekli değiştiği için yörünge hızı da değişir görünür. Bunun da gezegenlerin neden zaman zaman farklı hızlarda hareket ettiğini açıkladığını söyleyebiliriz.

Epicycle(İlmek) ve Deferent

Hipparchus’un modelindeki diğer bir kavram epicycle ve deferent idi. Epicycle, hayali bir nokta etrafındaki küçük bir yörüngedir. Bu hayali nokta deferent(büyük beyaz daire) üzerinde sabit bir hızla döner. Deferent ise merkezinde Dünya’nın bulunduğu büyük, dairesel olan yörüngedir.

Görsel : Epicycle, görselde sarı kesikli çizgi olarak gösterilen tasvirdir. Epicycle, gezegenin retrograde gibi karmaşık hareketlerinden sorumludur. Deferent ise, epicycle’ın Dünya etrafında dönmesinden sorumlu dairesel bir yörüngedir.

Epicycle modeli oldukça muntazam bir modeldir. Gezegenlerin Dünya’dan mesafesinin değişmesi olgusunu ve gezegenlerin retrograde hareketini açıklar.

Ptolemaios Gezegen Problemini Açıklıyor

Batlamyus, Hipparchus’un eksentrik-epicycle-deferent modelini gezegenlere uygulamıştı. Fakat uyguladığı zaman modelin işe yaramadığının farkına vardı: Gezegenlerin gelecekteki ya da geçmişteki pozisyonlarını tahmin etmede başarısız oluyordu.

Equant:

Böylece Batlamyus, Hipparchus’un modeline bir yenilik getirmişti. Başarıya ulaşana kadar kaç farklı matematiksel model denediğini ya da bunun için ne kadar uğraştığını bilmiyoruz fakat nihayetinde Hipparkos’un orijinal modelini geliştirmek için zekice bir yöntem bulduğunu söyleyebiliriz.

Görsel: Batlamyus’un modelinde gezegenler eccentric etrafında değil, equant etrafında döner.

Batlamyus, deferent çemberinin(beyaz kesitli şerit) eccentric etrafında sabit bir hızla dönmediğini söyler. Bunun yerine farklı, diğer bir hayali noktayı modele eklemiştir-equant-. Equant Dünya’ya, eccentric noktasının olduğundan iki kat daha uzaktır. Bunun üzerine Batlamyus, deferent çemberinin equant etrafında sabit bir hızla hareket ettiğini söyler. Yunan astronoma göre equant noktasından bakan bir gözlemci, epicycle merkezinin eşit zamanda eşit mesafe kat ettiğini görecektir.

Tuhaf, Aynı Zamanda Gelişmiş ve Etkili Bir Model

Batlamyus hem garip hem zekice bir model ortaya koydu: Epicycle hem eccentric etrafında bir dairesel yörüngede hem de equant etrafında sabit bir hızda döner. Bu model ile birlikte gezegenlerin neden retrograde hareketini sergilediği gibi sorular yanıt bulmuş ve gezegenlerin geçmiş ve gelecekteki pozisyonları doğruya yakın bir şekilde hesaplanabiliyordu.

Bugünkü gözlem aletlerine sahip modern gözlemcilere göre Batlamyus’un yaptığı modeller yetersiz ya da eksiktir. Ancak antik dönemde bütün gözlemler çıplak gözle yapılıyordu. Bu da gözlemsel hataların oldukça büyük olabileceği anlamına geliyordu. Bu koşullar altında Batlamyus’un modeli oldukça iyiydi. Daha doğru bir model olan Güneş merkezli evren modelinin ortaya atılması için ise yaklaşık 1500 yılın geçmesi gerekiyordu.

Daha doğru olan Güneş merkezli modeli, Tycho Brahe’nin Mars’a ilişkin son derece hassas gözlemlerine zekice bir matematiksel analiz uyguladıktan sonra Kepler Yasaları‘nı keşfeden Johannes Kepler‘e ve Güneş merkezli modeli ortaya atan Nikolas Kopernik’e borçluyuz.

Batlamyus Haklı Mı?

Tycho Brahe 1500’lerin sonunda kendi yıldız kataloğunu hazırlamıştı. Brahe, Ptolemaios’un yıldız kataloğundaki gözlemlerin hepsinin aslında 300 yıl önceden Hipparchus tarafından yapıldığını; Batlamyus tarafından ekinoksların presesyonunu hesaba katmak üzere güncellendiğini savunuyordu.

1817 yılında astronom Jean Delambre, yine Batlamyus hakkında fakat farklı bir meseleyi gündeme getirmişti. Şöyle diyordu:

Batlamyus herhangi bir gözlem yapmış mıdır? Yaptığını söylediği gözlemler sadece tabletlerinden çıkan hesaplamalar ve teorilerinin daha iyi anlaşılmasını sağlayan birtakım örnekler değil midir?

Günümüzde astronomlar, geçmişte herhangi bir anda herhangi bir gök cisminin gökyüzündeki hassas konumunu hesaplayabiliyorlar. Ancak Batlamyus gibi Antik dönem astronomları ilkel sayılabilecek gözlem aletlerine sahipti. Gezegenlere ilişkin belirttikleri pozisyonlar doğal olarak büyük hatalar içeriyordu.

Modern astronomlar, Batlamyus tarafından yapılmış ya da kullanılmış, M.Ö 747 ve M.S 150 yılları arasındaki gözlemler için verileri değerlendirdiği zaman Batlamyus’un gezegenlerin konumuna ilişkin raporlarının, gezegenlerin gerçek konumundan ziyade kendi modeliyle daha uyumlu olduğunu buldular. Aşağıdaki görselde bu durum daha net anlaşılabilir:

Görsel : Mars ve Jüpiter’in, Ptolemaios’un verilerine karşılık gerçek konumları. Reported= Söylenen Konum, Predicted= Modelin tahmin ettiği konum ve True= Gezegenin gerçek konumu

Bilim insanları bunun nasıl yorumlanması gerektiği konusunda ikiye ayrılmış durumdalar. Bir görüşe göre Batlamyus, eserlerinde bilimsel gerçekleri çarpıtan birisiydi. Bu görüş Robert Newton tarafından 1977 yılında yazdığı The Crime of Claidus Ptolemy kitabında dile getiriliyor. Newton, Batlamyus’un Almagest eserinde gezegen hareketlerine ilişkin matematiksel modelini destekleyecek çok fazla veri uydurduğuna inanıyordu. Şöyle diyordu Newton:

Almagest, astronomiye bugüne kadar yazılan eserlerden daha fazla zarar vermiştir. Eğer böyle bir eser hiç yazılmamış olsaydı astronomi daha iyi yerlerde olurdu.

Diğer araştırmacılar Batlamyus’un özgün gözlemler kullandığını fakat modelini desteklemeyen gözlemleri eleyerek onları seçerek kullandığını dile getiriyor. Batlamyus “kötü” veriyi ortadan kaldırarak okuyucularına bir iyilik yaptığını düşünmüş olabilir.

Batlamyus’un Almagest eseri astronominin klasiklerindendir. Batlamyus ayrıca astroloji alanında klasik bir eser de vermiştir. Eser kısaca Dördüncü Kitap olarak bilinir. Batlamyus’un astroloji ile ilgilenmesi pek de şaşırtıcı gelmese gerek. Çünkü yaklaşık 2000 bin yıl boyunca astronomi ve astroloji tek bir alan olarak düşünülmüştür.

Batlamyus’un Coğrafya’ya Katkıları

Batlamyus sadece bir astronom değil aynı zamanda coğrafyacıydı. İslam ve Batı medeniyeti de dahil birçok antik kültür tarafından benimsenen birkaç kitap yazmıştı.

Bunlardan birincisi yukarıda bahsedilen Almagest eseridir. İkincisi, coğrafya üzerine yazdığı “Coğrafya” –Geographia -adlı kitabıdır. Üçüncü kitabı ise astroloji ve felsefe ile ilgili “Dört Kitap” –Terabiblos- dur.

Milattan sonra yaklaşık 150 yılında yazılan Coğrafya kitabında Batlamyus, 2.yüzyıl Roma İmparatorluğu’nda mevcut dünya coğrafyasına ilişkin bütün bilgileri açıklamış ve derlemiştir. Coğrafya, sekiz ciltten oluşacak şekilde yazılmıştır.

Batlamyus ilk bölümde projeksiyon yöntemlerini tartışıyor. Yani Dünya gibi küresel bir cismin düz bir kağıt üzerinde gösterilmesi hakkındaki görüşleri bulunuyor. İkinci bölüm ise kitabın yedi cildinden ve içeriği tamamen atlaslardan oluşuyor.

Batlamyus’un bu çalışmasını incelerken tarihçilerin karşılaştığı bir problem şudur: Çalışmalarının hepsi elle kopyalanmış ve dağıtılmış. Kitabın kopyaları oluşturulduğu zaman haritaların çoğu çizilmemiş ve bugüne kadar gelen kopyaların çoğu da çizimleri içermiyor. Daha ziyade kitaplar, yüzyıllar sonra kendisinin tanımlarına göre yapılmış haritaları içeriyor.

Batlamyus’un Dünya Haritası

Bu probleme dikkat çekenlerden birisi de Arap bilim insanı el-Mesudi’dir. Mesudi, Milattan sonra 956 yılında Coğrafya eserinin 4530’dan fazla çizili şehir ve 200’den fazla dağ bulunan renkli bir harita içerdiğini yazmıştır. Batlamyus’un dünya haritasında Sri Lanka (Taprobane) ve Malezya Yarımadası ( Aurea Chersoneus ) dahil birçok modern coğrafi bölge tanımlanıyor. Bu harita, İslam döneminde Arapça’ya tercüme edilerek Harezmi gibi bilim insanlarının da çizdiği haritalarla birlikte kullanılmaktaydı.

Görsel: Batlamyus’un Dünya Haritası. Alındığı Yer : Swaen

Birçok antik dönem eseri ve çalışmaları gibi, Batlamyus’un çalışması da bin yıldan uzun bir süre boyunca kayıptı. 1400’lü yılların sonunda çalışması tekrar keşfedilip Latince’ye çevrildi. Coğrafya eseri bir kez daha popüler oldu ve 40’dan fazla nüshası da yayımlanmıştır.

Batlamyus’un en büyük katkısı haritalar değil fakat onların arkasındaki mefhumdur. Batlamyus üç farklı harita projeksiyon yöntemi sunmuş ve coğrafi olarak bildiği 8000’den fazla yerin koordinatlarını sağlamıştır. Enlem ve boylam kavramlarını da O icat etmiştir. Bugün haritacılık sistemlerinde de hala enlem ve boylamları yaygın olarak kullanmaktayız.

Coğrafya kitabı 1400 yılında İstanbul’dan Avrupa’ya ulaşmıştır. Bilinen dünyaya ilişkin haritalar, Kanarya Adaları’ndan Tayland Körfezi’ne kadar olan bölgeleri kapsıyordu. Hem Marco Polo hem de Christopher Columbus, Dünya’yı keşif için çıktığı gezilerde Batlamyus’un haritalarından faydalanmıştır.

Leave a Reply